09 Kasım 2009 Pazartesi

10 Kasım 1938
















Cumhuriyetçiyim dedim,
Cumhuriyetçilik nedir bilmezsin dediler.
Milliyetçiyim dedim,
Faşistsin dediler.
Atatürkçüyüm dedim,
Atatürkçülük nedir bilmezsin sadece Atatürk'ü kullanırsınız dediler.
Biz ırkçı olduk,
Onlar yurtsever.
Aslında yazılacak çok şey var.
Ancak.
Yazmakdan önce okunacak çok şey var.
Atatürk'ün beklentisindeki gençlik ile şimdiki gençlik arasında çok fark var..
Ne unuturuz,
Ne unuttururuz.
Gurur, Özlem ve Saygıyla Anıyoruz.

Okuyoruz


















Kitap dağıtımına devam ediyoruz.
Her ne kadar çoğunlukta gazetelerin kuponlar karşılığında vermiş kitaplarda olsa,
hepsi kitaptır.
Ve okunması gerekir.
Yukarıda resimde görmüş olduklarınızda öyle.
Yanlardaki ikili boyama, yapboz ve hikaye ile birlikte.
Ortadaki ise 365 günlük masal kitabı.
Her güne ait yeni bir masal.
Ağarda bir kitap.
Sonuç itibari ile bu kitaplarda gerekli yerlere ulaştı.
Devam edeceğiz..

Beni Çok Ararsınız











Beni Çok Ararsınız
Derleyen; Ziya Elitez
Neden Yayınları
Basım tarihi; 2009

Atatürk'ün söylemiş olduğu sözlerden oluşan güzel bir kitap.
İlk defa Atatürk'ün bunca sözünü arka arkaya okudum.
283 sayfalık bir kitap.
Kitabın özelliği ise cep kitap oluşudur.
Cebinize sığdığından dolayı her yere götürebiliyorsunuz.
Elde de taşıma gerekliliği duymuyorsunuz.
Kitabın kapak tasarımıda oldukça güzel.
Kitabın kapağındaki Atatürk'ün şu sözü çok etkileyici;

"Türkiye halkı, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve onun hükümeti uşak davranışına boyun eğemez."
19.09.1921/Ankara

Şimdiki meclisimizin her ne kadar bu söze uymasada böylesi bir sözün söylenmiş olması gurur verici.
Kitapda gurur duyacağınız çok fazla söz var.
Her sözün hayatımızda çok önemli yeri var.
Normalde internet sitelerinden arayıp bulduğum sözlerin kitap halinde olması beni bu kitabı almaya yöneltti.
Fiyatıda uygun olunca almadan edemedim.
Okursak çok iyi olur.
Okumasak bile evde bulunması gerekir.
Her zaman lazım olabilecek bir kitap.

07 Kasım 2009 Cumartesi

Semih Balcıoğlu'nun Kitabı











Semih Balcıoğlu'nun Kitabı
Basım tarihi;1993

Karikatür sevenler için harika bir kitap.
Karikatür ile ilgilenmem.
Fakat nerede görürsem okumaya veya bakmaya çalışırım.
Kütüphanede de bu kitaba denk geldim.
Kitaba bakana kadar Semih Balcıoğlu diye birini hiç tanımıyordum.
Ancak kitabın sayfalarını çevirdikçe ne denli önemli birisi olduğu ortaya çıktı.
Birçok ödülü bulunan biri.
Karikatürlerine bakılması gerekir.
Oldukça yararlı.
İstanbul hakkındaki çizimleri ise gerçekten son derece güzel.
Sayfaları çevirdikçe bakış açınızın genişlediğini farkedebiliyorsunuz.
İlginizi çekmeyen birşeye ilginizin çekilmesine yarıyor.
Yazısız karikatürler olduğundan dolayı bakan için biraz zor oluyor.
Hepsinde değil ancak kimileri çok zorluyor.
Ve anlaşılmaz oluyor.
Anlaşılmaz olduğu ise onun içerisindeki bilgiyi gösterir.
Ondan dolayı karikatürlerin altına kısa bir açıklama yazılsaymış kitap daha güzel hale gelebilirmiş.
Yinede güzel.
Karikatüre karşı ilginiz olmasa dahi bakmanızı öneririm.
Kütüphaneler dışında da bulunabilecek biryer olduğunuda sanmıyorum.

Pars





















Pars Kiraz Operasyonu
2007 yapımı

Böylesi bir filmi izlemek daha yeni nasip oldu.
Arkadaş vasıtası ile izledim.
Uyuşturucu üzerine kurulu bir film.
Eksik yanları olmasına rağmen güzel sayılır.
Sıkıcı olan sahneleri biraz fazla.
Belkide uzun bir film olmasından dolayıdır.
Herneyse.
Sonuç olarak filmde öğrenilecek çok şey var.
Okulda yapılan konferansda ekrana yansıyan görüntü ise herşeyi açıklıyor;

"Afganistan'da kilosu 500 dolara yola çıkan eroin
Hakkari'den Türkiye'ye girdiğinde, 8bin dolar
Yüksekova'da işlenip İstanbul'a ulaşınca, 25 bin dolar
İpsala'dan Yunanistan'a geçince, 50 bin dolar
Avrupa'yı katedip Londra'ya vardığında, 100 bin dolar
Okyanus'u geçip New York sokaklarına çıktığında, 160 bin dolar..

Dünya'da petrol dahil hiçbirşey bu parayı kazandırmıyor!"


Bu piyasada neler döndüğünün sadece kısa bir özetidir bu film.
Zaten filmin sonunda uyuşturucuya darbe vurulamıyor.
Yerine yenisi geliyor.
Yani herşey yoluna devam ediyor.
Oyun oynanırcasına.
Gerçeklerin aslında nasılda acı olduğu film sayesinde ortaya çıkıyor.
Herkes herşeyin farkında.
İzlemek gerekir.
En azından neler olup bittiğinin farkına varılması için.

Okuyalım-Okutalım





















Kitaplar hayatımızda çok önemli yer tutarlar.
Tutmaları gerekir.
Hayatı televizyon karşısında,
internetde değilde kitaplarda görmek gerekir.
En güzel olanıda budur.
Kitaplarda yanlı yayın yapabilirler.
Fakat değerlendirmesi size kalır.
Oysaki televizyonda yanlı bir yayın yapsa dahi değerlendirmesini size bırakmadan kendileri yapıyorlar.
Herneyse.
Atatürk bu konu hakkında şöyle diyor;
"Eğitimdir ki bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır, veya bir milleti kölelik ve yoksulluğa terk eder."
Ondan dolayıdır ki gelecek olan nesilleri kitaplar ile buluşturmak gerekir.
Kitabın önemini küçük yaşta anlayabilsinler.
Maddi durum hiçbirşeye engel olmuyor.
Yukarıda fotoğrafını görmüş olduğunuz kitapları Hürriyet gazetesi verdi.
Kupon karşılığında.
Dışarıda böylesi bir arşivi uygun fiyata bulabilmek pekde mümkün değil.
Kitaplar kalitemi?
Pek değil.
Ama bu okumaya veya okutmaya engel değildir.
Sonuçta kuponları biriktirdim ve bugün kitaplar elime geçti.
Kitaplar 1.sınıfa yeni başlayanlar için.
51 tane.
İçerik ise şöyle;
Hacivat Karagöz Serisi(10 Kitap)
Dünya Klasikleri Serisi(20 Kitap)
Okumaya İlk Adım Hikaye(10 Kitap)
1.Sınıf Hikayeleri(11 Kitap)
Buradaki amacım gazete reklamı veya kendi reklamımı yapmak değil.
Destek olmaya çağırmak.
Bu kitaplarda en yakın zamanda ihtiyacı olanlara ulaşacaktır.

Destek devam edecektir..

03 Kasım 2009 Salı

Ne Yediğimizi Bilmek İstiyoruz!







GDO-Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar
GDO'lu gıdalar üreten ve tüketen ülkelere katılıyoruz!
Sağlıklı ve sürdürülebilir besin kaynakları için:

GDO'LARA HAYIR!

Gerekli bilgiler için;
http://www.gdoyahayır.com/
İlgilenmeseniz bile bir göz atın.

30 Ekim 2009 Cuma

120





















120
2008 yapımı

Geçen sene sinemada izlemiştim.
Sonrasında CD'den izlemiştim.
Bugün de televizyonda izlemek nasip oldu.
Her izleyişimde ayrı bir duygu kattı.
Filmde canlandırılan yer Van.
Güzel bir zaman diliminde televizyondan yayınlanmasıda iyi oldu.
Her kesimin izlemesi gereken bir film.
Film müziği ise gerçekten çok kaliteli.
En başından sonuna kadar güzel bir film yapılmış.
Böylesi filmler ender görülen filmler olduğu için sahip çıkmamız gerekir.

Okumalıyız











İşte Atatürk'ün okumaya verdiği önem;

"Ben çocukken fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydı, bu yaptıklarımın hiç birisini yapamazdım."

Kaynak; www.ttk.org.tr

Kanalizasyon





















Kanalizasyon
2009 yapımı
Televizyona küfür eden bir film.
Sinemaya gittiğimde filme gelenlerin çoğunluğunu çocuk oluşturuyordu.
Komedi filmi olması buna etken sanırım.
Bana kalırsa çocuklar kadar büyüklerinde gitmesi gereken bir film.
Özellikle televizyon izleyenler için güzel.
Televizyon denilen zımbırtının ne denli körleştirici olduğunu görmeniz gerekir.
Beyin durma noktasına geliyor.
Okan Bayülgen çok güzel oynamış.
Film ne büyük kesime hitap ediyor,
ne de küçük kesime.
Her iki kesimden de insanların izleyebileceği bir film.
Televizyonda yayınlananların biraz daha abartlı halini gösteriyor.
Fakat gerçekleşebilme ihtimali insanı korkutuyor.
Filmde gösterilen abartılı çoğu şey büyük ölçüde 5-10 seneye kadar gerçekleşebilir.
Durum vahim.
Bazı sözler ile nokta atışları yapılmış.
Özellikle Metin Uca bu konuda çok iyiydi.
Filmin sonuna doğruda Okan Bayülgen güzel sözler söyledi.
Tabi anlayana.
Bu arada es geçilmemesi gereken birde bakan konusu var.
Hem güldürüyor,
hem düşündürüyor,
bazen de sıkıyor.
Ama olsun.
Genede güzel bir film.
İzlenildiği vakit pekde birşey kaybedilmez.
Televizyon izlerken böylesi programları gördüğümüzde değiştirip geçiyoruz.
Fakat filme gittiğiniz zaman izliyorsunuz.
Nefes'in gösterimde olduğu zaman diliminde böylesi bir filmin çıkması, bu filme gidecek olan izleyici sayısınıda düşürecektir diye tahmin ediyorum.
Çünkü bir sinemanın ne denli pahalı olduğunu hepimiz biliyoruz.
Sonuç olarak gitmeye değer.

'Keşke'siz Bir Yaşam İçin İletişim











'Keşke'siz Bir Yaşam İçin
Doğan Cüceloğlu
Basım tarihi; 2009

Doğan Cüceloğlu'nu sevenler için oldukça güzel bir kitap.
Böylesi kitapların faydasını anca zaman ile öğrenebiliriz.
Davranışlarımız ve tespitlerimiz ile bunu anlayabiliriz.
Geleceğe yönelik güzel bir kitap.
İçerisinde güzel örnekler var.
Yaşanılan ve yaşadığımız örnekler ile anlatılmış.
Her kesimin anlayabileceği türde bir anlatım tarzı var.
Her konudan önce bir şiir eklemiş olması ise kitaba ayrı bir güzellik katmış.
Şiirler her zaman var olmalıdır.
Böylesi kitaplarda ise ayrı bir güzelliği oluyor.
Okumanızı tavsiye ederim.

28 Ekim 2009 Çarşamba

Cumhuriyet






Cumhuriyet'in nasıl birşey olduğunu anca kitaplarda okuyabiliyoruz.
Öğrenebiliyoruz.
İzlediklerimiz ise Cumhuriyet'in yıkımıdır.
Her bir halta sokakları doldurmasını biliyoruz.
Ancak şöylesi önemli günlerde sadece televizyon karşısında zaman geçirmesini seviyoruz.
Atatürk'e hayran onca insan neredeler?
Sokaklar niye boş.
Nerede bu insanlar.
Onca eksikliklerimize rağmen bari bayraklarımızı asmayı unutmayalım.

Max Payne





















Max Payne
Yayınlanma tarihi; 2008

Arkadaş tavsiyesi ile izlediğim bir film.
Filmi başından itibaren hiç sevemedim.
Gerçek dışı sahnelerin var olması filmden soğumama neden oldu.
Film sırasında da eksikliklerin sürekli göze çarpması filmi kötü bir hale itiyor.
Filmin özellikle son bölümü çok sıkıcı geçiyor.
Yazabileceğim pek birşey yok.
Oyunu varmış sanırım.
Ona uyarlanmış.
Pek bilgim yok.

27 Ekim 2009 Salı

Biri Bizi Hasta Ediyor











Biri Bizi Hasta Ediyor
Prof. Ahmet Rasim Küçükusta
Basım tarihi; 2008

Türkiye'de ki sağlık sektöründe dönen oyunları anlatan çok güzel bir kitap.
Kitabı okurken sıkılmıyorsunuz.
Aslına bakarsanız hiç ilgimi çekmeyen bir konuydu.
Fakat kitap kapağı tasarımı dikkatimi çekti.
Onun sayesinde okudum.
İyikide okumuşum.
Okuyunca anladım ki sağlık sektörü ne hale gelmiş.
Hiçde önemsenmeyecek bir halde değilmiş.
Yazar çok güzel örneklerde sunmuş.
Konularıda çok güzel anlatmış.
Herşey açık açık söylenmiş.
Nokta atışı yapılarakdan konulara değinilmiş.
Lafı uzatmadan sonuca bağlamış.
Valla helal olsun.
Bu tür konularıda es geçmemek gerekirmiş.

İçimizdeki Düşman





















İçimizdeki Düşman
2007 yılı yapımı

Güzel bir film.
Buram buram tarih kokuyor.
Fransa ile Cezayir arasındaki savaşı anlatıyor.
Tabi bir Fransız gözü ile anlatılıyor.
Fransızların neler yaptıklarını film sayesinde görebilirsiniz.
Öz eleştiri yapılmış.
Tabi filmin eksik yanlarıda vardı.
Fakat bu kadarı bile bazı şeyleri anlayabilmek için yeterlidir.
Filmi sadece savaş filmi olarak izlememek gerekir.
Farklı açıdan bakmaya çalışmalıyız.
Filmin sonundaki istatikler ise savaşın ne denli vahim olduğunu gösterir.
Aslına bakılırsa bu konuda öğrenilecek çok fazla şey vardır.
Fakat henüz bildiğim pek fazla şey yok.
İlgisi olanlar için güzel bir film.

26 Ekim 2009 Pazartesi

Nefes














Büyük bir merak içerisindeki bekleyişim son buldu.
Haftasonu filme gitmek nasip oldu.
Filme harcanan bütçe rakamı belli.
Böylesi bir rakama bu kadar güzel film çekebilmek büyük bir başarıdır.
Bu filmi izlerken insanın zoruna giden tarafı şu;
30 senelik süreç içerisinde hiçbirşeyin değişmemiş olmasıdır.
Yani gerçek hayatdan bir kesittir.
Doğu'da o hareketli zamanlarda komutanlık yapmış insanların kitaplarını okuyunca gerçekten filmi çok daha iyi anlıyorsunuz.
Filmin çoğu yerinde ders verici nitelikte sözler söyleniyor.
Söylenen sözlere kulak verilmesi gerekir.
Filmde terörün sadece az bir bölümü anlatılmış.
Birde terörün tüm büyüklüğü ile anlatılsa daha neler çıkardı.
Tüyleri diken diken eden sahneleri oldukça fazlaydı.
2.bölümdeki çatışma sahnesi ise mükemmel denilebilecek şekilde yapılmış.
O çatışmalar hala günümüzde devam ediyor.
Filmden sadece bir örnek vermek gerekirse eğer;
karakol baskını oldukça vahim bir tabloydu.
Karakollarımızın ne denli sağlam yapıldığını orada görüyoruz.
İran'ın karakollarını ise Türk mühendisler yapıyor.
Ama onlarınki kale gibi.
Bizim karakollarımız ise filmde de görüldüğü gibi birkaç füze ile yerle bir olacak şekilde.
Filmi izlerken insanın zoruna giden gerçekten çok şey var.
Askerin ne denli yalnız bırakıldığının görüntüsüdür.
Ağlamak, öfkelenmek bi yana dursun bu film ile birlikte artık birşeyler yapılsın.
Ses getirsin.
O dönemlere dair birçok kitaplar yazıldı.
Kan Uykusu diye belgesel çekildi.
Şimdide Nefes var.
Uyuyan halk daha ne kadar uyumaya devam edecek.
Filmde de denildiği gibi 45 saniyeliğine kahraman olursunuz.
Gözünü sevdiğiminin medyası anca bu kadar uğraşır.
Dikkat edin öğretici programların büyük bir çoğunluğu geceleri yapılıyor.
Çünkü geceleri insanlar uyuyor.
Nasıl ki zamlarda geceleri yapılıyorsa.
Bu programlarda öyle yapılıyor.
Uyanmak lazım.
Bazı duyguların artık canlanması lazım.
Bana göre gişe rekorları kırması gereken bir film.
Tek taraflı bakılmaması gerekir.
Komutan ile Doktor'un da konuşmaları defalarca dinlenilmelidir.
Aslında yazılacak çok şey var.
Okumuyoruz.
Bari izleyelim.
İzleyelimde birşeyler yapma girişiminde bulunalım.
Filmde yaşananlar 1993 yılına ait.
Sene 2009 hala aynı görüntüler yaşanıyor.
Küçük çocuklar ile filme gidilmemesi tavsiyemdir.
+13 yazılmış fakat 13 yaşından küçük olupda filme giden çocuklar fazlasıyla var.
Ve aileleri ile birlikte izliyorlar.
Çocukların fazlasıyla etkileneceği bir filmdir.
Bu konuda dikkat etmek gerekir diye düşünüyorum.
İyi uykular Türkiye!

22 Ekim 2009 Perşembe

Engel Olmayın





















Serbest çalışma.
Adobe Photoshop CS3 çalışmasıdır.

21 Ekim 2009 Çarşamba

İstanbul Yürüyor
















"İstanbul Koşuyor" sloganı ile haftasonu yapılan Avrasya Maratonu'na arkadaşlar ile katıldık.
Senede bir defa yapılan bu maratona bir kerede biz katılalım dedik.
Çünkü boğaz köprüsünden yürüyerek geçmek senede bir kereye mahsus oluyor.
Yarış başlayana kadar yağmur yağıyordu.
Ancak yarışma başlamadan 5 dakika öncesinde yağmur durdu ve yarış bitene kadar da yağmur yağmadı.
Böylesi bir şans gerçekten çok güzel oldu.
Maratona katılım oldukça fazlaydı.
Yaklaşık 100bin kişi rahat vardı.
Organizasyonu çok kötü yapmalarına rağmen boğaz köprüsünden yürüyerek geçmek oldukça güzel bir duygu.
Köprünün altından geçen gemilerin kornalara basması falan eğlenceli dakikaların geçmesine neden oldu.
Emniyet önlemi çok fazlaydı.
Ancak bir kişinin köprüden atlaması gerçekten üzücü bir durum.
Polis fazlasıyla önlem almıştı.
Bu olay dışında çoğu şey güzeldi.
Organizasyonda çok fazla eksiklik vardı.
Sonuçta 8 km'lik halk koşusunu bitirdik.
Tabi ardından hiçbir toplu taşıma sisteminin çalışmaması bize 4 kmlik bir yol daha yürümeye mecbur kıldı ama olsun.
Bu sayede anladık ki İstanbul'un güzelliklerinden biriside bu trafik çilesiymiş.
Trafik olmadan İstanbul'un pekde tadı yok.
Yarışmayı bitiren herkese resimde gördüğünüz üzere madalya, t-shirt ve sertifika verdiler.
Çok fazla eksikleri olmasına rağmen köprüden yürüyerek geçebilmenin vermiş olduğu güzel duygu ile bir Pazar günüde böyle sona erdi.

İstanbul

















El emeği göz nuru hediyelik eşyalara devam ediyorum.
Kendi tasarımım.
Keçeli kalem ile yapılmış bir çalışma.
Yaklaşık 2 saat sürdü.

Bir Çift Yürek











Bir Çift Yürek
Marlo Morgan
Çeviren; Eren Cendey
Basım tarihi; 2001

Kitabın neredeyse her sayfası ders olabilecek bir nitelikte.
Yazar Avustralya'da Aborjinler ile birlikte yaşadığı dönemi anlatmış.
Aborjinler hakkında bilinmeyen birçok şey olmasına rağmen,
insanlık adınada birçok şey öğreniliyor.
Aborjinleri küçümseyenlerin aslında hiçde küçümsenmeyecek halde oluşlarının farkına varmaları gerekir.
Ama bu biraz hayal olur.
Çünkü bu küçümsemeler hala devam ediyor.
Yazar kendisi belirtmiş.
Harika bir kitap.
Mutlaka okunması gerekir.
Yazarın şu sözüde oldukça etkileyici;
"Boş ellerle doğmak,
Ölmek boş ellerle.
Yaşamın tüm doluluğu ile gözledim
Boş ellerle.."
Fazla söze gerek yok.
Çok faydalı bir kitap.